ABD hibrit savaşı neden kazanamaz?

Avrasya Ekonomik Birliği’nin makroekonomisti ve Rusya Bilimler Akademisi üyesi Glazyev: Ekonominin nesnel yasaları gereği bu savaş kaçınılmazdı. Aynı nesnel yasalara göre eski hâkim gücün yenilmesi kaçınılmaz bir gerçeklik. Yeni ekonomik düzene geçiş ABD’nin küresel hâkimiyetinin kuruluşunu sağlayan dolar merkezli küresel sistemin yakın zamanda çözülüşüyle sonuca ulaşacak. ABD’yi yöneten elitler Rusofobik bir histeri içerisinde Rusya’ya karşı açılan ‘hibritsavaş’ta son kozlarını oynadılar. Kaybedecekler.

DÜNYA 28.04.2022 10:26

ABD hibrit savaşı neden kazanamaz?

Abone Ol google-news

Pepe Escobar

SergeyGlazyev, Rusya’nın içinde bulunduğu jeopolitik ve jeo-ekonomik kasırganın tam göbeğinde yaşayan bir isim. Rusya Bilimler Akademisi’nin bir üyesi olan Glazyev, Kremlin’e 2012 ile 2019 yılları arasında danışmanlık görevinde bulundu. Son üç yıldır ise Moskova’nın stratejik port folyosunun başında, Avrasya Ekonomik Birliğinin (AEB) Makroekonomisi ve Entegrasyonundan sorumlu bakan olarak görev yapıyor. Dünyadaki en etkili ekonomistlerden biri olan Glazyev, savaşın ekonomik yansımalarını değerlendirdi.

*Oyunun kurallarını değiştiren bir jeo-ekonomik gelişmenin tam ön cephesinde bulunuyorsunuz: Doları baypas ederek AEB ve Çin arasında bir ilişki yaratılarakyeni bir para sisteminin tasarlanması-ki bunun taslağı yapıldı-kısa süre içerisinde sonuçlanacak. Bunun BrettonWoods III olmayacağı kesin, Washington mutabakatına açık bir alternatif olarak Küresel Güney’in ihtiyaçlarına daha yakın olacak. Bu sistemin özelliklerini paylaşır mısınız?

ABD’nin yöneten elitleri Rusofobik bir histeri içerisinde Rusya’ya karşı açılan ‘hibritsavaş’ta son kozlarını oynadılar. ABD, AB ve İngiltere’nin finansal yetkilileri,Rus yabancı döviz rezervlerini Batımerkez bankalarındaki rehin hesaplarda dondurarak küresel rezerv para birimleri olan dolar, avro ve poundun konumunu baltaladılar.Bu adım, dolar merkezli ekonomik dünya düzeninin çözülüşünü keskin bir şekilde hızlandırmıştır. On yılı aşkın bir süre önce Astana Ekonomi Forumu’ndaki meslektaşlarım ve ben katılımcı ülkelerin para birimleri endeksini baz alan ve sentetik bir ticaret birimine dayanan yeni bir küresel ekonomik sisteme geçişi teklif etmiştik. Sonra, para birimi sepetini borsada işlem gören yaklaşık 20 ürünü ekleyerek genişletmeyi önerdik. Genişletilmiş bir sepete dayanan böyle bir parasal birim matematiksel olarak model alındı ve yüksek düzeyde direnç ve kararlılık gösterdi. Aynı dönemlerdeABD’nin finansal ve iktidar elitlerinin küresel hâkimiyet için kontrolleri dışında kalan ülkelere yönelik başlattıkları hibrit savaşta geniş bir uluslararası direniş koalisyonu oluşturmayı teklif ettik. 2016’da yayımlanan “Son Dünya Savaşı: ABD Harekete Geçecek ve Kaybedecek” (TheLast World War: the USA toMoveandLose) kitabımda, gelmekte olan savaşın doğasını bilimsel olarak açıklayıp, uzun vadeli ekonomik gelişmenin nesnel yasalarına dayanan bir çıkarım olarak, bu savaşın kaçınılmaz olduğunu ileri sürdüm. Kitapta aynı nesnel yasalara dayanarak, eski hâkim gücün yenilmesinin kaçınılmazlığını da dile getirdim.

*Biraz açabilir misiniz?

ABD, hâkimiyetini sürdürme mücadelesi veriyor, ancak daha önce iki dünya savaşı çıkardığı halde imparatorluğunu ve dünyadaki merkezi konumunu kolonyal ekonomik sistemin modası geçtiği için koruyamayan İngiltere gibi kaybetmeye mahkûm. Köle emeğine dayanan İngiliz kolonyal ekonomik sisteminiABD ve SSCB’nin sunduğu yapısal anlamda daha etkili sistemler solladı. Hem ABD hem de SSCB, dünyayı etki alanlarına bölen dikey olarak entegre sistemlerde insan sermayesini yönetmede daha etkiliydi. Yeni dünya ekonomik düzenine geçiş SSCB’nin dağılmasının ardından başladı. Bu geçiş, ABD’nin küresel hâkimiyetinin kuruluşunu sağlayan dolar merkezli küresel ekonomik sistemin yakın zamanda çözülüşüyle sonuca ulaşacak.

* Bu yeni ekonomik sistemin özellikleri nedir?

Çin ve Hindistan’da ortaya çıkan yeni birleşik ekonomik sistem; hem merkezi stratejik planlama hem de piyasa ekonomisinin faydalarını birleştiren, hem paranın devlet kontrolü hem de fiziksel altyapı ve girişimin bir arada olacağı bir sonraki kaçınılmaz gelişme aşamasıdır. Yeni ekonomik sistem toplumun çeşitli tabakalarını, Anglosakson ve Avrupa alternatiflerinden muazzam daha güçlü bir şekilde ortak refahı arttırma hedefi etrafında birleştirdi. Bu, Washington’ın başlattığı küresel hibrit savaşı neden kazanamayacağının ilk sebebidir. Bu aynı zamanda, yeni dünya ekonomik düzenine katılan ülkelerin mutabakatına dayanan yeni sistemin,şimdiki dolar merkezli küresel finansal sistemin yerini alacak olmasının da başlıca sebebidir.

*Geçişin aşamaları nasıl olacak?

Geçişin ilk aşamasında, bu ülkeler ulusal para birimlerini kullanıpiki taraflı swap uygulamalarıyla desteklenen bir şekilde mekanizmalarını netleştirmeye yönelirler. Bu noktada, fiyat oluşumu hala çoğunlukla dolarla temsil edilen çeşitli dövizlerle belirlenir. Bu aşama neredeyse bitmek üzere: Rusya’nın dolar, avro, pound ve yen rezervlerinin dondurulmasının ardından, hiçbir bağımsız ülkenin rezervlerini bu para birimlerinde biriktirmeye devam etmesi ihtimal dâhilinde değil. Hızla ulusal para birimleri ve altınla ikame söz konusu olacak.

Geçişin ikinci aşaması, dolara referans göstermeyen yeni fiyatlama mekanizmalarını kapsayacak. Ulusal para birimlerinde fiyat oluşumunun azımsanmayacak maliyetleri olacak, ancak yine de dolar, pound, avro ve yen gibi “sağlam yere demirli olmayan” ve güvenilmez para birimlerinde fiyatlamaya göre daha cezbedici olacak. Kalan tek küresel para birimi adayı –yuan – konvertibilite (çevrilebilirlik) becerisinin zayıflığı ve Çin sermaye piyasalarına kısıtlı dış erişim nedeniyle bu para birimlerinin yerini alamayacaktır. Fiyat referansı olarak altın, ödemelerde kullanıma elverişli olmaması nedeniyle kısıtlı.

Yeni ekonomik düzene geçişte üçüncü ve son aşama şeffaflık, adalet, iyi niyet ve yeterlilik ilkelerine dayanan bir uluslararası mutabakat yoluyla kurulacak yeni bir dijital ödeme para biriminin oluşturulmasını kapsayacaktır. Geliştirdiğimiz böyle bir para birimi modelinin bu aşamada rolünü oynayacağını bekliyorum. Bunun gibi bir para birimi, BRICS ülkelerinin para birimi rezervlerine ait, ilgilenen tüm ülkelerin katılabileceği bir havuz tarafından basılabilir. Sepetteki her bir para biriminin ağırlığı; katılımcı ülkelerin nüfusu ve yüzölçümünün yanı sıra, her bir ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasına (örneğin, satın alma gücü paritesine dayanan), uluslararası ticarette payına orantılı olabilir.

Ayrıca, sepet borsada işlem gören temel malların fiyatlarından oluşan bir endeksi içerebilir: Altın ve diğer değerli metaller, temel endüstriyel metaller, su ve diğer doğal kaynakların yanı sıra hidrokarbon, tahıl ve şeker. Destek sağlamak ve para birimini daha dirençli hale getirmek adına, zaman içinde amacına uygun uluslararası kaynak rezervleri yaratılabilir. Bu yeni para, özellikle sınır ötesi ödemeler için kullanılacak olup,önceden belirlenmiş bir formüle dayanarak katılımcı ülkelere basılacaktır. Katılımcı ülkeler; bağımsız servet rezervleri için olduğu kadar ulusal yatırımları ve endüstriyi finanse etmek için kredi yaratmak adına da ulusal para birimlerini kullanacaklardır. Sermaye hesabı sınır ötesi akışları, ulusal para düzenlemelerince yönetilir halde kalacaktır.

*Michael Hudson özel olarak bu yeni sistemin, Küresel Güney’deki ülkelerin dolar borçlarını askıya almalarını sağlayıp sağlayamayacağı, ödeme (döviz cinsinden) becerisini temel alıp almadığı, bu borçların ham maddeye veya Çin durumunda dolar dışı yabancı krediyle finanse edilen sermaye altyapısında somut özkaynaklailişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği gibi bir dizi soru soruyor.

Yeni dünya ekonomik düzenine geçişe muhtemelen dolar, avro, pound ve yen üzerindeki minnet portresi yükümlüklerine de sistematik bir itiraz eşlik edecek. Bu anlamda Irak, İran, Venezuela, Afganistan ve Rusya’nın trilyonlarca dolar ederinde döviz rezervini çalmanın uygun olduğunu düşünen ülkelerin bastığı para birimlerinde ortaya konan örnekten farklı olmayacak. ABD, İngiltere, AB ve Japonya, ulusal olarak onurlandırılan portreleri reddedip diğer ülkelerin kendi para birimlerinde topladıkları servete el koyduklarına göre, neden diğer ülkelerin onlara geri ödeme yapmaları ve borçlarını ödemeleri gereksin ki?

Ne şekilde olursa olsun, yeni ekonomik sisteme katılım eskisindeki yükümlülüklerle sınırlı olmayacak. Küresel Güney ülkeleri, dolar, avro, pound ve yen cinsinden birikmiş borçlarına bakılmaksızın yeni sistemin tam katılımcısı olabilirler. Bu para birimlerindeki borçları temerrüde düşse bile, bunun yeni finansal sistem içinde kredi derecelendirmesinde hiçbir etkisi olmayacak. Aynı şekilde maden sanayinin devletleştirilmesi aksamaya yol açmayacak. Dahası, bu ülkeler yeni ekonomik sistemin desteklenmesi için doğal kaynakların bir kısmını rezerve ederse, yeni para birimi sepetinde ilgili ağırlık, o ülkeye daha fazla para rezervi ve kredi kapasitesi sağlayacak şekilde ona göre artacak. Ayrıca ticaret yapan ortak ülkelerle iki taraflı swap mekanizmaları, eş yatırımlar ve ticaretin finansmanı için gerekli bütçeyi sağlayacak.

*Son yazılarınızdan biri olan, “Rus Zaferinin Ekonomisinde”yeni bir teknolojik paradigma ve yeni bir dünya ekonomik düzeninin kurumlarının oluşması çağrısında bulunuyorsunuz. “AEB üye devletlerinin ulusal para birimlerinde bir ödeme ve yapılandırma mekanizması” oluşturulması ve “ABD kontrollü SWIFT sistemine bağımlılığını ortadan kaldırabilecek, AEB, SCO ve BRICS ülkelerinde bağımsız bir uluslararası yapılandırmalar sistemi” geliştirilip uygulanması da önerileriniz arasında. AEB ve Çin’in yeni sistemi SCO üyeleri, diğer BRICS üyeleri, ASEAN üyeleri ve Batı Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki ülkelere “satmasına” yönelik uyumlu birleşik bir motivasyon öngörmek ihtimal dahilinde mi? Ve bu, Batı ve diğerleri diye şekillenecek iki kutuplujeo-ekonomiyle sonuçlanır mı?

Kesinlikle bizim gittiğimiz yön bu. Ancak ne yazık ki, Batı Rusya’nın döviz rezervlerini ele geçirdikten sonra bile Rusya’daki parasal otoriteler hala Washington paradigmasının bir parçası ve dolar merkezli sistemin kurallarıyla oynuyorlar. Öte yandan, son yaptırımlar dolar-dışı-blok ülkelerinin geri kalanı arasında yaygın bir ruh arayışını harekete geçirdi. Batılı ‘etki ajanları’, çoğu ülkenin merkez bankalarını hala kontrol altında tutarak IMF tarafından reçetelendirilen intihar politikalarını uygulamaya zorluyor. Buna rağmen, bu noktada bu tür politikalar; yetkililerinin giderek finansal güvenlik konusunda haklı gerekçelerle kaygılandığı, bu batılı olmayan ülkelerin ulusal çıkarlarına açıkça uymuyor.

Yeni dünya ekonomik düzeninin doğuşunda Çin ve Rusya’nın potansiyel olarak merkezi rollerine doğru bir şekilde vurgu yapıyorsunuz. Ne yazık ki, Rusya Merkez Bankasının mevcut yönetimi Washington paradigmasının entelektüel çıkmazı içerisinde sıkışmış kalmış durumda ve yeni küresel ekonomik ve finansal çerçevenin oluşmasında kurucu bir ortak olamıyorlar. Aynı zamanda Rusya Merkez Bankasının gerçekle yüzleşmesi ve SWIFT’e bağımlı olmayan bankalar arası mesajlaşma için ulusal sistem oluşturması gerekti ve yabancı bankalar için de açtı. Para birimleri arası swapmekanizmaları temel katılımcı ülkelerle kuruldu. AEB’nin üye devletleri arasında pek çok işlem zaten ulusal para birimleriyle değerleniyor ve iç ticarette para birimlerinin payı hızlı bir şekilde artıyor.

Benzeri bir geçiş Çin, İran ve Türkiye ile ticarette de yer alıyor. Hindistan da ulusal para birimlerinde ödemelere geçmeye hazır olduğunu ima etti. Ulusal para birimi ödemelerinde net mekanizmalar geliştirmek için büyük çaba sarf ediliyor. Buna paralel olarak, altın ve borsada işlem gören diğer ürünler olan -‘sabitcoin’lerle- ilişkili bankacılık dışı bir dijital ödeme sistemi geliştirmek için çalışmalar sürüyor.

Bankacılık kanallarına uygulanan son ABD ve Avrupa yaptırımları, bu çabalarda hızlı bir artış yarattı. Yeni finansal sistem üzerine çalışan ülkeler grubunun sadece çerçevenin tamamlandığını ve yeni ticaret para biriminin hazır olduğunu duyurması gerekiyor ve yeni dünya finansal düzeninin oluşum süreci daha da hızlanacaktır. Bunun en iyi yolu SCO veya BRICS’in düzenli toplantılarında bunu duyurmaktır. Şimdilerde bunun üzerinde çalışıyoruz.

*Bu, Batı’daki bağımsız analistlerin tartışmalarında geçen kilit meselelerden biriydi. Rusya Merkez Bankası, Rus altın tedarikçilerine Rus hükümetinin veya Merkez Bankası’nın ödeyeceğinden daha yüksek bir fiyat elde etmek için altınlarını Londra pazarında satmalarını mı tavsiye ediyordu? ABD dolarına alternatifin büyük ölçüde altın olacağına dair herhangi bir beklenti yok muydu? Gelişmeleri nasıl değerlendirirsiniz? Bu durum sizce Rus ekonomisine kısa ve orta vadede pratik bağlamda ne kadar zarar verdi?

RMB’nin (Rusya Merkez Bankası) IMF tavsiyeleri doğrultusunda uyguladığı para politikası Rus ekonomisi için yıkıcı etkiler yarattı. Yaklaşık 400 milyar dolarlık döviz rezervinin “dondurulması” ile birlikte oligarklar,ülke ekonomisinden sızdırarak deniz aşırı noktalara bir trilyon doların üzerinde para sevkiyatı gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra RMB’nin aşırı yüksek reel faiz oranlarına dayalı olması ve döviz kurunun dalgalı yönetimi ile birlikte adeta bir felaketler silsilesi gerçekleşti. Bunun da 20 trilyon rubleye yakın yatırım kaybına ve 50 trilyon rubleye yakın üretimin azalmasına neden olduğunu tahmin ediyoruz.

RMB, Washington’un tavsiyelerinin ardından son iki yılda altın alımını da durdurdu ve yerli altın madeni üreticilerini 500 tona kadar varan miktarlarda altın üretmeye ve tüm varlıklarını tam hacimle ülkeye taşımaya zorladı. Bugünlerde bu hatanın verdiği zarar çok daha iyi anlaşılıyor. RMB altın alımlarını şimdilerde yeniden açtı. Umarım, son on yılda olduğu gibi uluslararası spekülatörlerin yararına “bir enflasyon hedeflemek” yerine, ulusal ekonominin çıkarına yönelik sağlam politikalarla yollarına devam ederler.

*Rusya döviz rezervlerinin dondurulması konusunda Fed’e olduğu kadar Avrupa Merkez Bankası’na (AMB) da danışılmadı. New York ve Frankfurt’tan gelen haberler de, kendilerine sorulsaydı, buna karşı çıkacakları yönünde. Kişisel olarak siz de Rus liderler de bu dondurma hamlesini bekliyor muydunuz?

Daha önce de bahsettiğim 2015’te yayınlanan kitabım “TheLast World War”, bu yaptırımların bir şekilde hayata geçirilme olasılığının çok yüksek olduğunu zaten anlatıyor. Bu hibrit savaşta, ekonomik savaş ve istihbarat/algı savaşı, çatışmanın kilit cepheleridir. Bu iki cephede de ABD ve NATO ülkeleri ezici bir üstünlüğe sahipti ve zamanı gelince bundan tam anlamıyla yararlanacaklarından da hiç şüphe duymadım.

Döviz rezervlerimiz bünyesindeki dolar, avro, sterlin ve yen’in Rusya’da üretilen yüksek miktarlardaki altınla değiştirilmesi politikasını uzun zamandır eleştiriyordum. Ne yazık ki, çoğu ülkenin merkez bankalarında, derecelendirme kuruluşlarında ve önemli yayınlarda kilit roller üstlenen batılı istihbarat ajanları da fikirlerimi susturmada başarılı oldular. Açıkçası, Rusya’ya karşı mali yaptırımların geliştirilmesinde rol oynayanların Fed ve AMB’deki üst düzey yetkililer olduğu konusunda da hiç şüphem yok. AB’de bürokratik karar alma süreçlerinin ne kadar zor işlediğini bildiğimiz halde, bu yaptırımlar her geçen gün daha da genişliyor ve şaşırtıcı bir hızla da uygulamaya geçiriliyor.

*ElviraNabiullina yeniden Rusya Merkez Bankası başkanı olarak atandı. Onun önceki döneminde uyguladığı politikalara karşılaştırmalı bakarsak siz olsanız neyi farklı yapardınız? Kendinize özgü bu yaklaşımlarınızda ana yol gösterici ilkeniz nedir?

Yaklaşımlarımız arasındaki fark aslında çok basit. Onun uyguladığı politikalar, IMF tavsiyelerinin ve Washington paradigmasından çıkan dogmalarının ortodoksbir uygulamasından ibaret. Benim önerilerim ise önde gelen ülkelerde son yüz yılda biriken bilimsel yönteme ve ampirik kanıtlara dayanıyor.

*Putin ve Xi’nin de sürekli olarak teyit ettiği gibi, Rusya-Çin stratejik ortaklığı giderek daha da sağlamlaşıyor gibi görünüyor. Buna karşın sadece batıda değil bazı Rus politika çevrelerinde de aksi yönde söylentiler de var. İçinden geçtiğimiz bu son derece hassas tarihsel kavşakta Çin’in, Rusya’nın her daim müttefiki olarak kalacağına ne kadar güvenebiliriz?

Rus-Çin stratejik ortaklığının temeli, sağduyu, ortak çıkarlar ve yüzlerce yıllık işbirliği deneyimine dayanıyor. ABD’nin yönetimde söz sahibi olan seçkinleri, dünyadaki hegemonik konumlarını savunmayı amaçlayan küresel bir hibrit savaş başlatırken, ekonomik alanda baş rakip olarak Çin’i ve ana karşı-denge gücü olarak da Rusya’yı hedef almış durumdalar. Başlangıçta ABD’nin jeopolitik çabaları Rusya ile Çin arasında bir çatışma yaratmayı amaçlıyordu. Batılı aktörler, medyamızda yabancı düşmanı fikirleri güçlendiriyor ve ulusal para birimlerinde ödemelere geçiş girişimlerini de engelliyorlardı. Bu aktörler Çin tarafında da hükümeti ABD çıkarları doğrultusunda hareket etmeye yönlendiriyorlardı.

Yine de, Rusya ve Çin’de hakim olan çıkarlar mantıksal olarak Washington’dan gelen ortak tehditleri ele almak adına başlayarak gittikçe artan bir stratejik ortaklık ve işbirliği ortamının oluşmasını sağladı. ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü gümrük savaşına ve Rusya’ya karşı yürüttüğü mali yaptırım savaşı da bu endişeleri doğrulayarak, iki ülkenin ortak tehdit konusunda birlikte hareket etmesine yol açtı. Ortak hayati çıkarları ve direnişleri Çin ve Rusya’yı birleştirmiş durumda. Dahası bu iki güzide ülkemiz artık ekonomik olarak da büyük ölçüde birbirlerine bağlı hareket ediyorlar. Birbirlerinin piyasa avantajlarını arttırırken, eksiklerini de tamamlıyorlar. Bu ortak çıkarlar da uzun vadede devam edecektir.

Çin hükümeti de halkı da Sovyetler Birliği’nin ülkelerinin Japon işgalinden kurtuluşunda ve Çin’in savaş sonrası sanayileşmesinde oynadığı rolü de hala çok iyi hatırlıyor. İki ülke stratejik ortaklık için güçlü bir tarihsel temele sahip, dolayısıyla çıkarlarımız doğrultusunda yakın işbirliği yapmak da ortak kaderimizdir. Bir Kuşak Bir Yol girişimi ve Avrasya Ekonomik Birliği ile birlikte daha da güçlenen Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki bu stratejik ortaklığın, Başkan Vladimir Putin’in Büyük Avrasya Ortaklığı projesinin ve yeni bir dünya ekonomik düzeninin çekirdeğini oluşturmasını umuyorum.

The Cradle’dan çeviren BirGün Çeviri Kolektifi

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.