Onay Akbaş’tan, ‘Bir Uçtan Öbür Uca’ sergisi

“Bir ressamın namusu göstermediği desenleridir” diyen Onay Akbaş, namusunu sanatseverlere açtı. İzmir Kültürpark Atlas Pavyonu’nda sergilenen müze-sergi niteliğindeki “Çizgi, Bir uçtan öbür uca” 36 yıllık resim hayatının kesitlerinden 250 eserle sanatseverlere buluşuyor. Sürprizli, cesaret verici, çarpıcı…

3 bin metrekareye konumlandırılan serginin küratörü Erkan Doğanay da bir alkışı hak ediyor. İzmir’e gitmek için bir sebep daha dedim. “Bir Uçtan Öbür Uca” adlı sergisini Onay Akbaş’la konuştum.

  • Fransa’da tutunan ender Türk ressamlarındansınız. İtibarlı ödüllere layık görüldünüz. Dünya sanat piyasası sizi Türkiye’den daha iyi tanıyor. Türkiye’de yaşasaydınız aynı kaderi yaşar mıydınız?

Onay Akbaş: Türkiye’de 36 yıldır resim yapmıyorum. Atölyem olmasına rağmen tek bir fırça vurmadım. Buraya geldiğimde kendimi atölyemde hissetmiyorum. Çalışma şeklimi doğumhane ve dökümhane olarak ikiye ayırıyorum. Mesela atölyemde hiç kitap okuyamam. Atölyemle evim yan yana Paris’te. Evimde ve atölyemde de desen ve eskiz çizemem. Fikirler geliştirmem, okumalarım, hepsi dışarıda olur. Fikirlerim dışarıda doğar. Oraya ben doğumhane diyorum. Fikirler orada, dışarıda doğar ve dışarıda desen ve eskiz haline dönüşür. Desen fikrin aslında “ol” halidir. Yere çizgi ve eskiz haliyle iner. Onun için bu sergiye çizgi dedik.

  • Neden Türkiye’de çizemiyorsunuz?

Türkiye’de kendimi misafir gibi hissediyorum. 24 yaşında Fransa’ya geldim. Beslendiğim yer Fransa. Eskizlerimi çay bahçelerinde çizerim. Yıllarca “Yaşasın çay bahçeleri” diye paylaşımlar yaptım. Paris’te bunun izdüşümü kafeler ve

teraslar. Doğumhanem atölyemin dışındadır. Fikrimin iki yıl boyunca okumalarını yaparım. 6 ay, bir sene boyunca atölyede boyaya girmem, sürekli eskizler çizerim. Bazı serilerim beş sene alıyor. Bazen dört beş yıl sürebiliyor bir sergi konum. Desen haline geçtiği andan itibaren dökümhaneme, yani atölyeme kapanırım. Eserim politik, psikolojik, felsefi bir zemine oturmalı. İçimde damıtır, konunun öznesine dönüştürürüm.

‘ÇİZGİLER BENİM ŞAHİDİM’

  • “Çizgi-Bir uçtan öbür uca” sergisi nasıl doğdu?

Bir fikri yeryüzüne indirme fikridir’ çizgi! Fikrin fiziki olarak sergi haline dönüşmesi Paris’te Bastille’de bir galeride 45-50 kadar eskizimi sergilememle başladı. Yıllar içinde desenleri, eskizleri hep biriktirdim, çerçevelettirdim. Bu çizgiler benim sanat hayatımın Onay Akbaş’ın şahitleri. Çizgi yumak gibi. Konu konuyu besledi. 40 yıl neler yapmışım, onunla ilgili hepsini bir arada topladı. Adına Çizgi dedik. Yıllarca resimlerimi çalıştım, satıldı gitti. Eskizleri göstermedim bile. Koleksiyonerlerim eskizlerimi bilmiyordu. Her tuvalimin arkasında onlarca, yüzlerce eskiz var. Desen, ressamın namusudur. Ben namusumu açtım. Bu sergiyi bir ressamın 36 yıllık mutfağı olarak görün. Her aşaması yoğun emek. Gençlerin dünyasına çizgiyle dokunabileceğimi de düşündüm. Yeniden desen çizme alışkanlığını kazandırmak için sergide bir sürprizimiz var. Ölü fikirler tarlası! Her fikir sanat eseri olamıyor, ama olabilir de. Fikirleriniz varsa çizin”diyoruz. Sanat eseri olamayacağını düşünüyorsanız çöpe atın. Biz o çöpten toplayıp bir esere dönüştüreceğiz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir