‘Sedat Peker’in bir türlü almadığı ileti yalnızca ona değil’

Karar gazetesi muharriri Akif Beki, organize cürüm örgütü başkanı olduğu savıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in Beykoz’daki konutuna düzenlenen silahlı saldırıyı bugünkü köşesine taşıdı. Beki, “Devlet, suçluları sustururmuş meğerse, o denli mi? Anlatmak, yapmaktan daha büyük hata yani. Sedat Peker’in bir türlü almadığı bildiri buysa, o bildiri yalnızca ona değil. Pak siyaset, cürümle faal uğraş ve hukuk nizamında yaşamak isteyen herkesedir.” kanısını lisana getirdi.

Beki’nin yazısından o kısım:

Yakınlarda, Beykoz’daki meskenine ‘çöküldü’ğünü söylemişti. Ulusal Parklar’a dönemine karar verilmiş.

Beykoz’daki işte o konuta, dün sabah silahla saldırıldı. Konutu bekleyen adamlarına kurşun sıkıldı, biri vuruldu.

Hemen öncesinde Peker’in; Dubai’de tekrar ‘dijital tecrit’e alındığı, toplumsal medyadan uzak tutulduğu, günlerdir Tweet atmadığı konuşulmaya başlamıştı.

Bu sessizliği, konutunda patlayan silah sesleri bozdu.

Peşine, suikast timleri takıldığı da konuşuluyor. “Uluslararası çetelere davet çıkarılmış, başına ödül konmuş, sağa sola haber salınmış, kiralık katiller Dubai’ye yollanmış” üzere ayrıntılarla.

Ve doğruysa kim, neden peşine kiralık katiller takıyor?

Öldürmek yerine sağ getirilip konuşturulması, yargılanması, karştığı ve ifşa ettiği hataların aydınlatılmasına, adaletin yerini bulmasına hizmet etmez miydi?

Bu, polis prosedürlerine benzemiyor güya pek. Cürümle çabaya de yarayacak cinsten değil.

Yapmanın değil anlatmanın sorun olduğu düzenler, kabahat kardeşlikleriydi. Omerta kuralı, orada geçerli. Sicilyalıların meşhur suskunluk yasası, hukuk dünyasında işlemiyordu.

Tam bilakis, hatayla çabadan sorumlu devlet teşkilatlarının vazifesi, suçluları konuşturmaktı. Susturmak değil.

Ortada da emniyet görevlilerini zahmete sokmadan konuşan biri duruyor. Yaptıklarını, yapılanları, karıştığı ve bildiği kabahat hareketlerini, duyumlarını anlatıyor. Daha da anlatacakları olduğunu önden anons ediyor.

Ama ifşa ve ihbarları, hiçbir hukuksal sonuca dönüşmüyor.

Karanlık dünyanın kara kutusu, bir çok bileni; sorgucuları yormadan dehşet verici itiraflarda, ifşalarda bulunuyor. Bırakın yeri yerinden oynatmayı; polisi, yargıyı, siyasi yetkilileri harekete bile geçirmiyor.

Polisle savcı kriminal şahısların, kabahat örgütlerinin lafıyla hareket etmezmiş.

Kimin lafıyla hareket edecekti pekala, cami hocasının mı?

Devlet; hatalıların kirli itiraflarına, ifşalarına mı prestij edecekmiş.

Hadi ya!

Eskiden hatalıların ağzından iki laf almak için vefatına azap edenler, bunu bilmiyordu demek.

Devlet, suçluları sustururmuş oysaki, o denli mi?

Anlatmak, yapmaktan daha büyük hata yani.

Sedat Peker’in bir türlü almadığı ileti buysa, o bildiri yalnızca ona değil. Pak siyaset, kabahatle faal çaba ve hukuk sisteminde yaşamak isteyen herkesedir. ( HABER MERKEZİ)

YAZININ TAMAMI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.